<iframe src='
www.ersinkayisli.com/erdalyilmaz/mp3player.swf' width=460 height=160></iframe>
http://www.antoloji.com/siir/sair/sair.asp?sair=67668)
http://www.antoloji.com/siir/sair/sair.asp?sair=49487
HAMZALI KÖYÜ TARİHİ:
ŞEFAATLİ İLÇESİ HAMZALI KÖYÜ TARİHİ İLE İLGİLİ TARİH BİLGİM VE BÜYÜKLERİMDEN DUYDUĞUM SÖYLENTİLERE GEÇMEDEN ÖNCE;
Beni Hamzalı köyü tarihimizin araştırmasına iten unsurlardan başlamam gerekecek;
HAMZALI KÖYÜMÜZÜN TARİHİ İLE İLGİLİ HANGİ KAYNAĞA BAKTIMSA (kuruluş tarihi bilinmiyor)CÜMLESİYLE KARŞILAŞIYORDUM. BU DURUM BENİ BAYAĞI ÜZÜYORDU, ANCAK KARDEŞİM Burhan YILMAZ’IN, AÇTIĞI Hukuki BİR DAVA SONUCUNDA, KÖYÜMÜZÜN YERLEŞİK OLARAK KURULUŞ TARİHİNİN AÇIĞA ÇIKMASI NETİCESİNDE BEN DE BU KONUYU ELE ALMAK İSTEDİM.
(Söz konusu konunun gelişimi, Hamzalı Köyünün belgeli ve sözlü tarihi ile ilgili detay aşağıdadır)
1994-1997 YILLARI ARASINDA KADASTRO GÖREN, HAMZALI KÖYÜNDE BULUNAN VE DEDELERİMİZDEN BU TARAFA ÇAYIRLARINI BİÇTİĞİMİZ (örençeşme-virançeşme mevkiindeki) BİR ÇAYIRLIK TARLA ALANIMIZ KADASTRO ELEMANLARINCA (köy tüzel kişiliğine kaydedilmişti) BU KAYIT DEDELERİMİZDEN BU YANA FAALİYET GÖSTERDİĞİMİZ BU ALANIN ELİMİZDEN ZORLA ALINMASI DEMEKTİ Kİ BUNU KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİ, BU DURUM KARŞISINDA KARDEŞİM (Burhan YILMAZ), BU ÇAYIRLIK ALANIN BİZE AİT OLDUĞUNA DAİR, KENDİ İMKANLARIYLA HUKUK MÜCADELESİNE BAŞLADI, İŞTE O HUKUK MÜCADELESİ SONUCU; HAMZALI KÖYÜNÜN DE TARİHİ YAVAŞ YAVAŞ AYDINLANMAYA BAŞLAMIŞ OLDU.
DEDELERİMİZDEN BU TARAFA ELİMİZDE BULUNDURDUĞUMUZ DEDELERİMİZE AİT OSMANLI TAPULARIMIZIN, İNCELENMESİ VE VERASET İLAMI’NIN BELLİ BİR TARİHE KADAR ÇIKARTILMASI SONUCUNDA BU ÇAYIRLIK ALANIN DEDELERİMİZE AİT OLDUĞU, VE BABAM FAZLI YILMAZIN DEDESİ OLAN MULLA OSMANIN’ da DEDESİNE AİT OLDUĞU, AYRICA MULLA MUSA OĞLU 1875 HAMZALI DOĞUMLU (1940) YILINDA VEFAT EDEN DEDEM MUSTAFA YILMAZ’A İNTİKAL ETTİĞİ TESBİT EDİLMİŞTİR
İŞTE BU tarihler ve DURUMLAR DA GÖSTERMEKTEDİR Kİ, HAMZALI KÖYÜNÜN KURULUŞ TARİHİ EN AZ 16OO YILLARINA KADAR UZANMAKTADIR.
Ayrıca; büyüklerimizden duyduğumuza göre, HAMZALI KÖYÜ (örençeşme-virançeşme mevkiinde) KURULUYMUŞ, ZAMANLA KÖYDE MEYDANA GELEN İSYAN HAREKETİ SEBEBİYLE YAKIP YIKILINCA, KÖYDE YAŞAYANLARIN BİR KISMI ŞEFAATLİ’YE TAŞINMIŞLAR, VE ESKİ ŞEFAATLİYİ KURMUŞLAR, DİYER BİR KISMI İSE ŞİMDİKİ (yukarı kanak- karasu dediğimiz) KARASU ÇAYI KENARINA TAŞINARAK BU GÜNKÜ HAMZALI KÖYÜNÜ KURMUŞLAR, ELİMİZDEKİ OSMANLI TAPULARINDAN BİR KISMI DA BU KÖY ALANININ KURULUŞ YERİ OLAN TOPRAKLARIN (tamamının) DEDELERİMİZİN TAPULARI İÇERİSİNDE YER ALMASIDIR. YANİ BU KÖYÜ DEDELERİMİZDEN MULLA OSMAN KURMUŞTUR. (bu köye sonradan gelen oğuz oymaklarınca da köy nufusu artmıştır).
AYRICA YİNE BÜYÜKLERİMİZDEN (Nuriye ninem ve babam Fazlı Yılmazdan duyduğum kadarıyla) ŞEFAATLİ’YE BAĞLI CICIKLAR KÖYÜ DE, BU GÜNKÜ HAMZALI TOPRAKLARI OLAN (o zamanki adıyla köseli) ŞİMDİKİ ADIYLA (karasu – kanak kenarındaki) (boztoprak mevkiinde iken) ZAMANLA BU GÜNKÜ YERİNE TAŞINMIŞLAR.
YUKARIDA, BELGELİ VE NAKLEDİLEN SÖZLÜ TARİHİNİ ANLATTIĞIM HAMZALI KÖYÜ VE O ZAMANKİ CICIKLAR KÖYÜNE AİT, GÖÇ VE YERLEŞİM ALANLARINDA; KURULUŞ BELİRTİLERİ OLAN MEZARLIKLAR HALA DURMAKTADIR.
YİNE 1884 YILINDA DOĞMUŞ VE 1964 YILINDA VEFAT ETMİŞ OLAN NİNEM NURİYE YILMAZDAN DUYDUĞUMA GÖRE, BİZLERE OĞUZ BOYUNUN, BOZOK KOLUNA MENSUP MAMALU TÜRKMENLERİNDEN AĞÇALU OYMAĞINDAN (yöre deyimiyle mamalı) AĞÇALULAR DERLERMİŞ, VE KÖYÜMÜZ İDARİ AÇIDAN DA KIZILKOCAYA BAĞLIYMIŞ (yani şimdiki yassıağıl köyüne)..BİR DE KÖYÜMÜZ İPEK YOLU ÜZERİNDEYMİŞ VE İRANDAN, SURİYEDEN GELİP GEÇENLERİN KONAKLADIĞI BİR HAN DA VARMIŞ (bu söylentiyi destekleyen han yeri diye de bir mevki bulunmakta ve bizim dedelerimizden kalan arazi tapularında da ismi geçmektedir ve şimdiki ismi de aynıdır.)
YİNE BABAM Fazlı Yılmaz’ın Köklerimizi ve Arazi Kayıtlarımızı ARAŞTIRMAK ÜZERE 1960’lı YILLARINDA’Kİ TEMASLARI NETİCESİNDE, İstanbul,çorum, tokat, Amasya, kozaklı’ da bulunan eski kayıtlarda DEDELERİMİZİN HAMZALI KÖYÜNDEKİ 1700 LÜ YILLARDAKİ ARAZİ VE VERGİ KAYITLARINA RASTLADIĞINI SÖYLEMESİ DE HAMZALI KÖYÜNÜN KURULUŞ TARİHİNE YAZILI VE SÖZLÜ TARİH OLARAK BİR KATKI OLACAĞI KANAATİNDEYİM…
NOT : HAMZALI KÖYÜMÜZÜN TARİHİ İLE İLGİLİ İNCELEDİĞİM TARİHCİ YAZARLARIN ARAŞTIRMA YAZILARINDA DA BENİM YUKARIDA BAKSETTİĞİM DURURUMLARI HEMEN HEMEN BİRE BİR DESTEKLEYEN BİLGİLER GÖRDÜĞÜMÜ DE SÖYLEMEK İSTERİM. BU KONUDAKİ GAZETE HABERİ VE, YOZGAT, ŞEFAATLİ, HAMZALI KÖYÜ TARİHİ AŞAĞIYA ÇIKARTILMIŞTIR.
..................................................................................................................
(gazete haberi)
...................................................................................................................
Dedesinden Kalan Osmanlı Tapusu ile Kaybettiği Arazilerini Geri Aldı
Yozgat'ın Şefaatli ilçesine bağlı Hamzalı köyünde yaşayan Burhan Yılmaz (50) köy tüzel kişiliğine geçen 4 dönümlük tarlasını dedesinden kalma Osmanlı dönemine ait tapu sayesinde geri aldı.
İlk mahkemeyi kaybeden Yılmaz, Osmanlı tapusunu tercüme ettirdi ve avukatı aracılığı ile yeniden mahkemeye müracaat ederek tarlasına kavuştu.
Hamzalı köyünde çiftçilik yapan Burhan Yılmaz, köy tüzel kişiliğine mera olarak geçen tarlasını almak için başlattığı hukuk mücadelesini Osmanlı dönemine ait tapular sayesinde kazandı. Şefaatli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 2003 yılında dava açan çiftçi, dört yıl süren mücadelesini kazanmanın mutluluğunu yaşıyor. Mera olarak kullanılan tarlasını kurtarmak için köyün en yaşlılarını şahit gösteren Yılmaz, sunduğu deliller yeterli olmayınca mahkemeyi kaybetti. Yargıtay tarafından davanın temyiz edilmesinin ardından yapacak bir şeyin kalmadığını düşünen çiftçi, evinde dedesinden hatıra olarak sakladığı belgeleri tercüme ettirmeye karar verdi. Osmanlı tapularını tercüme ettiren Burhan Yılmaz, mahkemede kaybettiği alanın Osmanlı kayıtlarında kendisine ait olduğunun ortaya çıkmasıyla büyük bir sevinç yaşadı. Avukatıyla görüşerek yeniden dava açan Burhan Yılmaz, mahkemeye Osmanlı tapularını delil olarak sundu. Şefaatli mahkemesi yaptığı inceleme ve değerlendirmelerin ardından Burhan Yılmaz'ı haklı bularak köy tüzel kişiliğine geçen arazinin çiftçiye ait olduğunu kabul etti. Tarlasını tekrar geri almanın mutluluğunu yaşadığını söyleyen Burhan Yılmaz, "Dedelerimizin kullandığı 4 dönümlük bir arazimiz vardı. Şikayet etmişler, tarlanın bize ait olduğunu ispat etmek için dava açtık. Ancak kazanamadık. Dedelerimden hatıra olarak sakladığım Osmanlı tapusu vardı. Tercüme ettirdim ve arazilerimizin yerlerini de resmi olarak belgeledik. Belgeyi sakladığım için mutluyum" dedi
Aydın Hızlıca-17 Aralık 2007-Zaman Gazetesi
………………………………………….............................................
BOZOK TARİHİ
Bozoklar'ın Bölgeye Yerleşmeleri: Malazgirt Zaferi 'nden sonra, Anadolu'ya akın akın Türk boylan geldi. Oğuz boylarından, özellikle Bozoklar, kültürleriyle birlikte gelip, Yozgat ve çevresindeki güzel topraklara yerleşmişlerdir. Bozok Yaylası, Orta Anadolu'nun en güzel yaylalarından biridir. 1300 metre yüksekliğindeki, bu yaylada, başka bölgelerde pek nadir görülen, dar ve uzun vadiler vardır. Vadi tabanlarından büyüklü küçüklü özler geçer. İşte bu güzel bölgenin verimli topraklan, Bozok Boyu'na bağlı Türkmen oymakları tarafından yurt tutulmuş, belli bir süre mutlu yaşamışlardır. Bozoklar'ın mutlulukları, ancak 1243 yılına kadar sürmüştür. Kösedağ savaşında Anadolu Selçuklu ordusunu yenen Moğollar, 1256 yılından itibaren, Anadolu'da önce işgal kuvvetleri bulundurmaya başladılar. Ama zamanla, Orta Asya'dan Kara Tatar Moğollar'ı da Anadolu'ya göç ettiler. Sivas'tan Kütahya'ya, Çorum'dan Konya'ya kadar olan tüm bölge ile birlikte, Yozgat yöresini de yurt tuttular.
Özler bölgesinde iklim yumuşak idi ve pek az kar düşerdi. Kara Tatarlar, yün elbiseler, kürkler giyerek, keçe çadırlar içinde yaşadılar. Yaz aylarında ise, geniş ve bol otlu yaylalarda, hayvanlarını otlattılar. Kısa zamanda bölgenin en varlıklı kavimleri oldular.
Zaman içerisinde, Bozok kültürü tüm bölgeyi etkiledi. Bu arada Kara Tatarlar da Oğuz Türkleri kültür dairesine girdiler.. Bozoklar ve Kara Tatarlar, tarihin seyri içinde, Osmanlı Tebâsı oldular.
İki büyük Türk Hakan'ı Timurlenk ve Yıldırım Beyazıt Han arasındaki çatışma Tatarların rahatını bozdu. Ankara Savaşı'nın galibi Timur Han, Çin'e büyük bir sefer düşünüyordu. Oysa Orta Asya Türk Nüfusu, Çin nüfusu karşısında hep azınlıktaydı. Bu yüzden Kösedağ savaşından sonra Anadolu'ya yerleşen, Kara Tatarlardı zorla Orta Asya'ya göçürmeye karar verdi. İşte bu vesileyle, Yozgat ve yöresindeki Kara Tatarlar da, Ata yurtlarına götürülmek üzere, bölgeden zorla koparıldılar. Orta Anadolu, birden bire boşalıvermişti. Bu boşluk, Sivas ve Kayseri'de yaylayan Dulkadırlı Türkmenlerine yaradı.
Oğuz Eli'nin Bozok koluna mensup bu Türkmenler, Yozgat ve yöresini kısa zamanda işgal ve iskan ettiler. XV. ve XVII. Yüzyıllarda Bozok adı, bölgeyi değil, orada yaşayan halkı ifade ediyordu. Ancak daha sonra "Bozok" ismi, bir bölge adı anlamını taşımaya başladı.
XV. Yüzyılda Yozgat ve Komşu Yörelere Yerleşen ve Bozok Adıyla Anılan Oymaklar ve Yerleştikleri Bölgeler.
-Kızıl Kocalılar Oymağı: Yozgat, Şefaatli, Yerköy, Musabeyli, Sekili, Sorgun-Alişar ve civarları..
-Ağçalu Oymağı: Karanlık Dere ve civan.
- Selmanlu Oymağı: Bugünkü Salmanlı Köyü ve civan.
- Çiçeklü Oymağı: Boğazlıyan ve Taf civarı.
- Zakirlü Oymağı:Yozgat'ın doğusunda bulunan, Sorgun ve civarı.
- Kavurgalı Oymağı: Karvurgalı Köyü ve civan.
- Demircülü Oymağı: Sanmbeğ Köyü ve civarı.
- Şam Bayadı Oymağı: Şarkışla ve civan.
- Söklen Oymağı: Yukarı Kanak'ın tamamı.
- Hisar Beğlii Oymağı: Hisar Beğlü, Hisarbey, Hasbek, Kozan, Başkışla, İnkışla, Eynelli ve civan.
- Kara Tatarlar: İlisu ve Sankaya civan.
- Karalu Oymağı: Çayıralan ve civan.
XVI. Yüzyılda Bozok Bölgesi: XVI. yüzyıl başından itibaren bir sancak olarak bilinen Bozok, Sivas eyaletine bağlıydı. Sancağın idaresinden sancakbeyi sorumluydu. Ayrıca Kadı, Çeribaşı, Alaybeyi, Sipahi Kethüda yeri ve Yeniçeri Serdarı da, idarede görevliydiler.
Bu yüzyılda, bugünkü Şefaatli topraklan üzerinde, Boz-ok kazasının, Kara Dere ve Aşağı Kanak nahiyeleri vardı. Bu nahiyelerde, hangi köy ve ekinlikler vardı? Bu köy ve ekinliklerin isimlerinden hangileri bugüne kadar gelebilmiştir?
Şefaatli ve yöresinde, XII. Yüzyılda yerleşmiş köyleri, ilk isimleri ile görmek bakımından, " Cumhuriyetin 50. Yıldönümünü Anma " adlı kitaptan, Prof. Dr. Faruk Sümer 'in, Bozok Tarihine Dair Araştırmalar makalesinin, ilgili bölümlerini aynen almayı uygun bulduk.
Kara Dere:Kara Dere nahiyesinin yerini kesin olarak tespit edemedik. Bu nahiyenin şimdi Şefaatli'nin güneyindeki Kara Su denilen vadi olduğunu düşünüyoruz. Şefaatli ile Yerköy'ü arasındaki vadinin de Kara Dere'ye dahil bulunması muhtemeldir. Bu yöre umumiyetle, Ağçalu oymağının yurdu idi. Kara Dere'deki kayda değer köyleri zikrediyoruz: "Hamzalu, Nusretlü, Boyalu Viran, Anklu, Tabanlu (diğer adı: Tutluca),Yer Köyü (966:1574-1575 yılında 45 vergi nüfusu var), Cafer Hacı Kışlası, Yukarı Curcurlu, Aşağı Curcurlu, Fîruz Beğli, Pökrenklü, Kozca Kışla, Beğ Kışla, Kavacık Kışla, Çırak Kışlası, (diğer adı: Çökeldi Pınarı), Kaya Pınanrı ile Taştemüz Oğlu Ağılı, Köşkerlü, Köçeklü, Ağca Taş, Göl Kışla, Kuruca Kışla, Yukaru Göçkünlü, Kara Bayır (diğer adı: Pervanalık), Kara Kaya, Kuyucuk (Koç Dağı civarında), Çay Kışla, Günü Kışla, Kadı (diğer adı: Dört Kışla), Beğ Kışla (diğer adı: Mukaddemlü), Kara Kaya (Asil Beğlü), Köycügez, Nazar Beğlü, Tur Alilu, Göl Kışla, Tana Kıran, Zemheri Kışlası."
XVII. Yüzyıl ortalarında 1 has, 19 zeamet ve 731 tımarı bulanan Bozok'-tan, sefer zamanı, sancakbeyinin askerleri ve tımarlı sipahilerle birlikte, 1.100 kişilik bir kuvvet cepheye giderdi. Sancağın kazalan Sorgun, Akdağ, Hüseyinova (Alaca), Budaközü, Kızılkocalu, Gedük (Şarkışla yöresi), Çubuk (Gemerek civarı), Emlak (Akdağmadeni ile Akçakışla arası), Boğazlıyan, Süleymanlı-i Sagir ve Han-ı Cedit'den (Yıldızeli), ibaretti.
b. Aşağı Kanak: Kanak, bilindiği üzere, Has Bek'in güney doğusundan çıkarak bir çok özleri (dere) aldıktan sonra Şefaatli istasyonu civarında Karasu ile birleşir. 1526 Tarihinde Söklen oğlu Musa ve Atmaca emrindeki Söklenlü, Tatar (Moğol), Hisar Beğlü ve diğer oymaklar ile Osmanlı kuvvetleri Kanak suyu kıyısında (muhtemelen Yukarı Kanak'da, suyun ad aldığı yerde) karşılaşmışlardı. Aşağı Kanak'a gelince, burası bugünkü San Kaya kasabasının batısındaki Kadılı köyünden başlayıp, Kanak suyunu takiben, Şefaatlı'ya kadar uzanan topraklan ihtiva ediyordu. Şimdiki Höke, Kara Kaya, Halaçlu, Seydiyar, Hüyük Kışla, Yenice Özü, Çamurlu, Bayad Viran, Kadılı köylerinin Aşağı Kanak'a ait olduğu anlaşılıyor.
Burada şimdi mevkîni tasbit edemediğimiz şu köyler de bulunuyordu. "Ak Burun, Domalan (diğer adı: Yeni Bayad), Evliya kışlası, Dokuz İn, Derecik Kışla, Üyük, Gökçe Mağara, Ekiz Ağıl, Bacaklu, Fakihlu, San Halillu, Âşıklu, Yalnız İn, Köprü Ağzı, Ahi Dündar, Küllüce, Çunkar Oğlu Kışlası, (Moğol Ca 'ungar kolunun başında bulunan ailenin yurdu), Ömerlü, İbrahim Fakihlu, Poyrazlu, Pedek (her halde şimdiki Didik, Çungarlar'a ait köylerden), Yenice Özü, Köse Üveys Kışlası, Tuzlacık, Kerpiccek (bugünkü Kerpicek),Ali Fakihlu, Mahmud Fakihlu". Bu köylerden bir çoğu Haşer adlı bir oymağın yurdu idi.
4.Yozgat İli: XVI. Yüzyıl da, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı İmparatorluğu, dünyanın tartışmasız en büyük devleti idi. İşte bu devirde Yozgat, Bozok Sancağı'nın Baltı nahiyesine bağlı, küçük bir köydü.Bugünkü Yozgat'ın kuruluş ve gelişmesi, Osmanlı Devletinin gelişme devirlerinden çok sonra olur.
Yozgat, Osmanlı Döneminde kurulmuş olan ilk ve tek ildir. O zamanki Yozgat Köyü'nde Alpavud adında bir beyin nökerleri oturuyordu. Vergiye tâbi erkek nüfus 29 idi. XVI. Yüzyılda Bozok sancağında hakim nüfusu konar göçerler oluşturuyordu. Küçük köylerle birkaç nahiyenin dışında şehir bulunmadığı bilinmektedir.
Bu yüzyılda, şehirleşmeye en müsait görünen iki yerleşim yeri, Muşallim Kalesi (Akdağmadeni Çalışkanlar Köyü) ile, Emirce Sultan (Osmanpaşa Tekkesi) zaviyesidir.
Fakat, Çapanoğulları ile birlikte Mamalu aşireti, Bozok'a gelip bugünkü Yozgat'a yerleştiler. Böylece, Muşallim Kalesi ve Emirce Sultan Zaviyesi, şehirleşme şanslarını kaybettiler.
Şefaatli'nin Tarihi Gelişimi:Tekrar XVI. yüzyıla dönecek olursak, bu yüzyılın son çeyreğine gelindiğinde idari çerçeve, sancağın iki kazaya bağlı toplam, 13 Nahiye ve 630 civarında köy, bir o kadar da yaylak, kışlak ve mezradan oluştuğunu görüyoruz. Bu nahiyeler arasında, Baltı, Karadere, Kanak-Zîr (Aşağı Kanak), Sorkun, Delüce Özü, Süleymanı, Kanak-ı Bâlâ (Yukarı Kanak),Aliki, Akdağ, Boğazlıyan, Emlâk, Gedük ve Çubuk'tur. Bu nahiyelerden bir kısmı, daha sonraki yüzyıllarda ad değişikliğine uğramış ya da tamamen ortadan kaybolmuş, yerine yeni adlarla başka nahiyeler ihdas olunmuştur. Bugünkü Şefaatli bölgesinin ise bağlı köylerden günümüze kadar, adlarıyla intikal edebilmiş olanlardan çıkartabileceğimiz kadarıyla, XVI. yüzyılın sonlarına doğru daha çok, Aşağı Kanak ve Karadere Nahiyelerinin bazı köylerini ihtiva ettiğini anlıyoruz. Şöyle ki; Aşağı Kanak nahiye bölgesi, bugünkü Sankaya ilçesinini güneyinde yer alan, Kadılı Köyü'nden, batı ve güney-batı istikametinde çeşitli kollarla ilerleyen Kanak Suyu'nun, civanndaki köylerden oluşmakta ve bu nahiyenin sınırları bugünkü Şefaatli'nin doğusuna kadar uzanmaktaydı. Karadere nahiyesi ise bugünkü Yerköy ve Şefaatli arasında yer alan Karanıdere vadisinin iki yakasında yeralan köyler ile, Şefaatli'nin güneyinden gelen Karasu civarında mevcut köylerden müteşekkildir. Kısacası bugünkü Şefaatli'ye bağlı köyler, 1575 yılı tahrir defterlerine göre, dönemin Aşağı Kanak ve Karadere adındaki iki nahiyesi bünyesinde yer almaktaydılar.
Bölgenin XVI. yüzyılın sonlarına doğru arzettiği görünüm, bir kısmı eskiden beri yerleşik, bir kısmı yeni yeni yerleşik hayata geçmekte olan konar-göçerler, bir kısmı da konar-göçer hayat tarzlarını sürdüren kabile ve cemaatlerden oluşmaktaydı. Bölgedeki köy sayısını kesin olarak tesbit etmek mümkün olmamakla beraber, yine de bir sayı vermek gerekirse, Karadere nahiyesine bağlı köylerin toplam sayısı elli, Aşağı Kanak nahiyesinin de, bir kısmının Şefaatli bölgesinde yer aldığına göre, bu sayının da yine elli civarında olması gerekir.
Bölgemizdeki Büyük Kargaşa Dönemi: Ancak, hemen belirtmek gerekir ki 1575'deki yoğun iskan vaziyeti pek uzun sürmemiştir. Osmanlı Devleti'nin içine düştüğü ekonomik sıkıntı, tarımdaki üretim azalması, Avrupa kaynaklı altın ve paranın ekonomiye vurduğu darbe ve genelde bütün Akdeniz ülkelerinde görülen yüksek denebilecek bir nüfus artış hızı gibi, XVI. yüzyıla damgasını vuran gelişmeler sonucu, Anadolu'da geniş kitlelerin içerisine sürüklendiği kargaşa dönemi başlar. 1590'lı yıllardan itibaren bütün Anadolu'da ve bu arada da Bozok Bölgesi'nde bir dizi ayaklanmalar, eşkiyalık hareketleri, sipahilerin karşı hareketleri ile, köyler üzerindeki baskıların artması şeklinde gelişen ve kısaca Celâli isyanları denen bu büyük çaplı kargaşa ortamında, mevcut zirai, ekonomik, demok-rafık yapı altüst olur. Bozok bölgesine henüz yerleşmiş ve toprağa yeni ısınan konargöçer kabile ve cemaatler, yerlerini terkederler. Köyler boşalır, insanlar daha güvenli bölgelere kaçarlar. Mustafa Akdağ, bu döneme "Büyük Kaçgunluk Dönemi" (1603-1607) adını verir. Böylece köyler terkedilmiş, nahiyelerin varlığı ortadan kalkmıştır. Toprağa yerleşmeye başlamış olan geniş kabile ve cemaatler, yeniden konar-göçer hayatlarına dönmüşler, ekonomik ve idari düzen tamamen felç olmuş, çok sayıda insan eşkıyalık, açlık ve göç yüzünden hayatını kaybetmiştir.
Bütün bu kargaşa döneminin, Şefaatli bölgesi için ayrı bir önemi vardır. Bu kargaşa döneminden önce var olan, Aşağı Kanak ve Karadere nahiyeleri, kargaşa dönemi sonrası yapılan 1642 sayım kayıtlarında tamamen ortadan kalkmıştır. Çok zayıf da olsa, Bozok Sancağı dışında başka bir sancağa bağlanmak, ya da sayım yapılmamak gibi bir ihtimal olmakla beraber, bölgenin tamamen terkedilmiş olması ihtimali akla en yakın olan ve en geçerli olabilecek izahtır. Yöre adeta coğrafyadan silinmiş gibidir. 1575'den 1642'ye diğer kazalarda bazı mühim değişiklerle beraber, belirli ölçüde bir devamlılık ve iki dönem arasında bir uyum, nahiye adlan ve bağlı köyler arasında bir devamlılık vardır. Şefaatli bölgesine ait olabilecek herhangi bir köyün 1642 tarihli defterlerde bulunmaması, yörenin Celâlî isyanları sırasında tamamen tahrip olduğu anlamına gelmelidir.
Bunun bir başka açık delili de Şefaatli sınırlan dahilinde kalan köyler, meskûn olmayan mahallerde görülen mezarlıklardır. Üzerlerinde herhangi bir kitabe bulunmayan mezar taşlan ile dolu, şimdiki köylerin tamamen dışında, boş arazilerde, yol kenannda bulunan bu kabristanlar hakkında mahalli rivayetler de bu kanıyı doğrular niteliktedir. Aşağı Kanak ve Karadere nahiyelerine bağlı köyler, Celâlî İsyanlan neticesinde tamamen terkedilmiş ve geriye sadece bu ıssız mezarlıklar kalmıştır.
Şefaatli bölgesinin 1650'lerden itibaren konar-göçerler kabile ve cemaatlerce yeniden şenlendirilmeye, geçici iskân mahalleri olan yaylak ve kışlar yerlerine, basit, evler sürüler için, barınaklar inşa edilerek, tekrar iskân edilmeye başlandığını görüyoruz. Böylece bu tarihlerden itibaren yörenin, şimdiki beşeri coğrafyası ve yerleşme düzeni ve köy dağılımı yavaş yavaş belirmeye başladı. Muhtemelen Kızıl Kocalu obası ile obanın hakim sülâlesinin yerleştiği köy (şimdiki Yassıağıl Köyü) nahiye merkezi oldu. Kâtip Çelebi Cihannümâ'da (165758) Yozgat Merkez Kadılığı'na bağlı nahiyeler arsında Kızılkoca'yı da sayar. Bu da Kızılkoca nahiyesinin 1642 avariz defterinde yer almamakla beraber, bu tarihlerde daha çok konar-göçer halinde bulunan Kızılkocalular'ın da en azından bağlı bir kısım obalann, XVII. Yüzyılın ikinci yansından itibaren kesin olarak yerleşerek, bölgenin etkin kompozisyonunda yer almaya başlamaları ile oluştuğu anlamına gelir.
Şefaatli İlçesine bağlı mevcut köylerden büyük ekseriyetinin ise, 1690 yılından sonra bölgede gerçekleştirilen yoğun bir iskân faaliyeti sonucu, 1700'lü yıllann başından itibaren teşekkül etmeye başlandığını görüyoruz. Konu ile ilgili olarak arşiv belgelerine dayalı bir araştırmayı yapan Cengiz Orhonlu'nun belirttiği kadarıyla, Tokat Voyvodalığı'na tâbi, Hoca hassına bağlı Mamalu Türkmen oymakları ve ona bağlı obalar, Bozok bölgesinde yaylayıp kışın da güneye, bugün Suriye topraklan içinde bulunan Rakka ve Hama vilayetine inmekte idiler. Bu obaların geliş-gidişleri esnasında, yol üzerinde bulunan yerleşik ahalinin ekili-dikili arazileri ve hayvanlar büyük zarar görmekte idi. Esasen bu Mamalu gruplarının bir kısmı yaylak bölgesi olan Bozok'ta, bir kısmı da kışladıkları yerlerde mütemadiyen, toprağa yerleşmekte, basit evler ve sürüler için ağıllar yaparak, yan yerleşik vaziyette yaşamaktaydıler. Hatta bazı gruplar daimi çiftçilikle dahi meşgul olmaktaydılar. Ancak Celâlî isyanlannın yarattığı çöküntü ve tahribattan henüz kurtulmaya çalışan yörenin eski ahalisinden, isyanlar ve kargaşa döneminden sonra, bulunduklan yörelerde kalabilenler ya da bölgeye isyanlardan sonra gelerek yerleşenler, (ki bunlan 1642 avanz defterlerinde görüyoruz) sancakta terkedilen yerlere yeni yeni gelip gitmeye başlayan konar-göçer grupların tehdidi altında idiler. Zira yeni gelip boş kalmış yerlere konanlar, sürüleri ile gelip giderken eskiden kalan ve toparlanmaya çalışan ahalinin ekinlerine ve sürülerine zarar vermekte, zaman zaman da eşkiyalık hareketlerine girişmekte idiler. Meselâ köylerdeki evleri yağmalayıp hayvan ve mahsulleri gaspediyorlardı. Bozok Sancağı'nda bulunan köylerin ahalisi, Türkmen eşkiyasının istilâsından çok zarar gördükleri için, onlara muhafazaya yine aynı gruptan Mamalu oymağı memur edilmişti. Yine bu gruplar, vergi yükümlülükleri yüzünden zaman zaman devlet ve idarecilerle de çatışma halinde idiler. Bu yüzden Şarklu ve Kızullu oymaklan isyan etmişler, bunun üzerine de 1693 yılında diğer oymaklarla beraber Rakka bölgesine nakil ve iskanlan için emir verilmişti. Bir kısmı Bozok Sancağı'ndaki münhal ve metruk yerlerde ekip-biçen, bir kısmı Akdağ bölgesinde yaylaya çıkan bu gruplar yerleşik hayata geçmek üzere idiler. Mamalu'ya bağlı gruplann yöreye 1642'de yapılan avanz sayımından soma, özellikle de Celâlî isyanları döneminde, terkedilen yörelere gelip-gitmeye başladıklan anlaşılıyor. Belirtilmesi gereken bir diğer husus da Mamalu Türkmenlerine bağlı bu gruplann XVI. yüzyılın başından beri bölgeye yerleşen Dulkadirliler'e mensup Ağçalu, Kızılkocalu, Söklen oymaklan ile beraber, genelde Bozok Yaylası'nı aynı dönemde tanımaya başladıklan ve en azından yaz mevsiminde bazı oymaklann Bozok Yaylası'nı daha XVI. Yüzyılın başından itibaren kullanmaya başladıklarıdır. Meselâ Mamalu gruplanndan Kırklu, Şarklu oymaklan 1575 defterlerinde de adından bahsedilen cemaatlerdir.
Bozok'ta şekâveti önlemek, yerleşik ahaliye verdikleri zararlara mâni olmak ve hepsinden önemlisi de, düzenli vergi toplamak için Mamalu Türkmenleri'ne bağlı oymakların bölgeye tamamen yerleştirilmelerine karar verildiğini görüyoruz (1696). Bu guruplar Boğazhyan, Emlâk, Akdağ, Sorgun, Süleymanlı Kebir ve Süleymanlı Sagîr ve özellikle de Kızılkocalu nahiyelerinde gösterilen yerlere yerleştirildiler. Ancak bu grupların yerleştirilmeleri kararından hemen sonra, yerlerini tekrar terkettikleri ve konar göçer hayat-larına döndükleri anlaşılıyor. Bunun üzerine iskân Mübaşirleri, Kethüdaları ve Oba Beyleri, Sivas Valisi tarafından Sorgun'da bir mecliste toplandı ve yeniden yerleşmeleri için ikna edildiler. Karara muhalefet edenler ve şikayet çıkaranlar, Rakka'ya sürülerek iskân siyaseti uygulandı.
1700'lerden itibaren, yöreye daha çok Mamalu Türkmenleri'nin yerleşmesi olgusu, bölge insanının ortak hafızasında da yer almaktadır. Bazı kaynak kişilerin (Yerköylü Şeker Hoca gibi) Karanıdere ve Kanak Suyu boyunca, 52 pare köyün, Mamalu oymaklannca kurulduğu şeklindeki ifadesi bu yerleşmenin, günümüzde bile ne denli canlı izler taşıdığını göstermektedir. Aynı türden bilgiler başka köylerde de mevcuttur ve köylüler kendilerinin Mamalu'dan olduklarını ifade etmektedirler. Kaynak kişilerin bu köyleri tek tek adlan ile saydıkları da yine bilinen bir husustur. Bu köylerden Dedeli, Hamzalı, Karalar, Deliler, Hüyükkışla, Paşaköy ve başkalarının da yazılı olduğu kaynaklarca da teyid edilmektedir. Özellikle İstanbul Başbakanlık Arşivi'nde bulunan ve iskânın uygulanması ve bu esnada karşılaşılan güçlüklerle ilgili olarak merkeze gönderilen yazılar ve merkezi idarenin aldığı kararların yer aldığı belgeler zikredilmeye değer. Bölgeye Mamalu oymaklarının yerleşmesinden bu yana, Kızılkoca nahiyesinin idari merkez olarak teşekkül ettiği demiryolunun gelmesi ile, Şefaatli Köyü'nün ön plana çıkmasına kadar, önemini yitirmediği anlaşılmaktadır. Hatta birçok dede ve ninemizin nüfus kâğıtlarında nahiye adının Kızılkoca olarak geçtiği bilinmektedir. Kızılkoca nahiyesi Bozok'un en yoğun nahiyelerinden biri haline gelmiş ve 1831 nüfus sayımında 7997 kayıtlı erkek nüfus ve Sorgun'dan sonra nüfusu en yoğun olan ikinci kaza olarak diğer kazaların önüne geçmiştir............
Yararlanılan Araştırmalardan alıntı
ARAŞTIRAN, DERLEYEN, yayınlayan : Erdal YILMAZ-Hamzalı Köyü…....................
btunga(Erdal YILMAZ)